Joy in Heaven
| Anahtar Kelimeler | cennet sonsuz |
|---|---|
| Secondary Keywords | adam advent Afrika Amerikan beyaz cennet çok memnun doğruluk esenlik gülen hayat heyecanlı ışıltılı itfa kadın kadınlar karışım kutsal melek Mesih saf şehir sevinçli sevinmek siyah taç Yeruşalim yeryüzü yücelik Zion |
| Scriptures | Revelation 61 Sonra Kuzu’nun yedi mühürden ilkini açtığını gördüm. Aynı anda dört mahlûktan birinin, “Gel!” dediğini işittim. Sesi gök gürültüsüne benziyordu. 2 Bakınca beyaz bir at gördüm. Ata binenin elinde bir yay vardı; ona defne dallarından yapılmış bir taç verildi. Bir fatih olarak yola çıktı. Amacı başka yerleri de fethetmekti. 3 Kuzu ikinci mührü açınca ikinci mahlûkun, “Gel!” dediğini işittim. 4 Aynı anda kızıl renkte başka bir at ortaya çıktı. Ata binene dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun neticesinde insanlar birbirlerini boğazlayacaklar. Atlıya ayrıca büyük bir kılıç verildi. 5 Kuzu üçüncü mührü açınca üçüncü mahlûkun, “Gel!” dediğini işittim. Bakınca siyah bir at gördüm. Ata binenin elinde bir terazi vardı. 6 Dört mahlûkun ortasında sanki bir ses işittim. Şöyle diyordu: “Bir ölçek buğday, üç ölçek arpa koca bir günün emeğine mal olacak. Fakat zeytinyağı ve şaraba zarar verme!” 7 Kuzu dördüncü mührü açınca dördüncü mahlûkun, “Gel!” diyen sesini işittim. 8 Bakınca soluk renkli bir at gördüm. Ata binenin adı Ölüm’dü, Ölüler Diyarı onun peşi sıra geliyordu. Bunlara dünyanın dörtte birine hâkim olma gücü verildi. Kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla, dünyadaki vahşi hayvanlarla ölüm saçma yetkisi verildi. 9 Kuzu beşinci mührü açtı. O vakit sunağın altında, Allah’ın kelâmı ve Allah’a şahitlik uğruna öldürülmüş olanların canlarını gördüm. 10 Yüksek sesle feryat edip şöyle diyorlardı: “Ey Efendimiz! Mukaddes ve Hak olan sensin! Daha ne vakte kadar bekleyeceksin? Dünyada yaşayanları cezalandır, dökülen kanımızın öcünü al!” 11 Onların her birine beyaz bir kaftan verildi, kısa bir süre daha beklemeleri istendi. Mesih’e kulluk eden mümin kardeşlerinden bazıları kendileri gibi öldürülecekti. Onların sayısı tamamlanıncaya kadar beklemek zorundaydılar. 12 Kuzu altıncı mührü açınca büyük bir deprem olduğunu gördüm. Güneş keçi kılından yapılmış siyah çul gibi karardı. Ay baştan aşağı kan kırmızısı oldu. 13 İncir ağacı güçlü bir rüzgârla sallanınca ham incirlerini nasıl dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü. 14 Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı. 15 Dünya kralları, büyükleri, komutanları, zenginleri, iktidar sahipleri, köleler ve bütün hür adamlar mağaralara, dağlardaki kaya kovuklarına gizlendiler. 16 Dağlara, kayalara şöyle seslendiler: “Üzerimize düşün! Tahtta oturan Allah’ın huzurundan ve Kuzu’nun gazabından bizi saklayın! 17 Çünkü Onlar’ın gazabının muazzam günü geldi. Buna kim tahammül edebilir?” Revelation 71 Bundan sonra yeryüzünün dört köşesinde duran dört melek gördüm. Bunlar dünyanın dört rüzgârını zapt ediyorlardı. Karaya, denize ya da herhangi bir ağaç üzerine rüzgâr essin istemiyorlardı. 2 Allah bu meleklere karaya ve denize zarar verme yetkisini vermişti. Sonra gündoğusundan çıkıp gelen başka bir melek gördüm. Bu melek, ebedî Allah’ın mührünü taşıyordu. Dört meleğe yüksek sesle haykırarak şöyle dedi: 3 “Biz Allahımız’ın kullarını alınlarından mühürleyeceğiz. O vakte kadar karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!” 4 Mühürlenenlerin sayısını işittim. İsrailoğullarının bütün aşiretlerinden 144,000 kişi mühürlenmişti: 5 Yahuda aşiretinden 12,000, Ruben aşiretinden 12,000, Gad aşiretinden 12,000, 6 Aşer aşiretinden 12,000, Naftali aşiretinden 12,000, Manaşşe aşiretinden 12,000, 7 Şimon aşiretinden 12,000, Levi aşiretinden 12,000, İssakar aşiretinden 12,000, 8 Zevulun aşiretinden 12,000, Yusuf aşiretinden 12,000, Benyamin aşiretinden 12,000 kişi mühürlenmişti. 9 Bundan sonra büyük bir kalabalık gördüm. Hiç kimsenin sayamayacağı kadardı. Kalabalığın arasında her milletten, her aşiretten, her halktan, her dilden insan vardı. Tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyorlardı. Hepsi de beyaz kaftanlar giymişti, ellerinde hurma dalları vardı. 10 Yüksek sesle haykırarak şöyle diyorlardı: “Kurtarış, yalnız tahtta oturan Allahımız’a ve Kuzu’ya mahsustur!” 11 Bütün melekler tahtın, ihtiyarların ve dört mahlûkun etrafında duruyordu. Tahtın önünde yüzüstü yere kapandılar, Allah’a secde edip şöyle dediler: 12 “Âmin! Hamt, izzet, hikmet, şükran, hürmet, kuvvet ve kudret ebetler ebedince Allahımız’a aittir! Âmin!” 13 Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: “Beyaz kaftan giymiş bu kişiler kim, nereden geldiler?” 14 “Sen bunu bilirsin efendim” dedim. Bana dedi ki, “Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir. Kaftanlarını Kuzu’nun kanıyla yıkamış, bembeyaz etmişlerdir. 15 Bunun için Allah’ın tahtı önünde duruyor, mabedinde gece gündüz O’na ibadet ediyorlar. Bundan böyle tahtta oturan Allah’ın himayesindedirler. 16 Artık acıkmayacak, artık susamayacaklar. Ne güneş onları çarpacak, ne de hiçbir kavurucu sıcak. 17 Çünkü tahtın orta yerinde duran Kuzu onları güdecek, hayat veren suların pınarına götürecek. Allah onların gözyaşlarını temelli silecek.” |