Türkçe
  •  Afrikaans
  •  Bahasa Indonesia
  •  Bahasa Melayu
  •  Česky
  •  Deutsch
  •  English
  •  Español
  •  Français
  •  Italiano
  •  Magyar
  •  Nederlands
  •  Polski
  •  Português
  •  Română
  •  Shqip
  •  Tagalog
  •  Tiếng Việt
  •  Ελληνικά
  •  Български
  •  русский
  •  Српски / Srpski
  •  Українська
  •  עברית
  •  العربية
  •  فارسی
  •  हिन्दी
  •  ไทย
  •  中文
  •  日本語
  •  粵語
  •  한국어
Para Birimi TRY
  • BRL - Brezilya Reali
  • EUR - Euro
  • USD - ABD Doları
  • CAD - Kanada Doları
  • MXN - Meksika Pesosu
  • RUB - Rus Rublesi
  • RON - Romen Leyi
  • PLN - Polonya Zlotisi
  • SGD - Singapur Doları
  • CHF - İsviçre Frangı
  • UAH - Ukrayna Grivnası
  • GBP - İngiliz Sterlini
  • JPY - Japon Yeni
  • AUD - Avustralya Doları
  • BGN - Bulgar Levası
  • CZK - Çek Korunası
  • DKK - Danimarka Kronu
  • HKD - Hong Kong Doları
  • IDR - Endonezya Rupisi
  • HUF - Macar Forinti
  • KRW - Güney Kore Wonu
  • MYR - Malezya Ringgiti
  • VND - Vietnam Dongu
  • CNY - Çin Yuanı
  • ARS - Arjantin Pesosu
  • ZAR - Güney Afrika Randı
  • ALL - Arnavutluk Leki
  • PHP - Filipinler Pesosu
  • RSD - Sırp Dinarı
  • ILS - Yeni İsrail Şekeli
  • EGP - Mısır Lirası
  • SAR - Suudi Arabistan Riyali
  • AED - Birleşik Arap Emirlikleri Dirhemi
  • IRR - İran Riyali
  • AFN - Afganistan Afganisi
  • IQD - Irak Dinarı
  • INR - Hindistan Rupisi
  • PKR - Pakistan Rupisi
  • THB - Tayland Bahtı
GoodSalt™
Arama
Hesap
Araba
  • Account
  • Lightbox
  • Sign In
  • Sign Up
GoodSalt™
Dini imgeler konusunda dünya lideri.
Para Birimi TRY
  • BRL - Brezilya Reali
  • EUR - Euro
  • USD - ABD Doları
  • CAD - Kanada Doları
  • MXN - Meksika Pesosu
  • RUB - Rus Rublesi
  • RON - Romen Leyi
  • PLN - Polonya Zlotisi
  • SGD - Singapur Doları
  • CHF - İsviçre Frangı
  • UAH - Ukrayna Grivnası
  • GBP - İngiliz Sterlini
  • JPY - Japon Yeni
  • AUD - Avustralya Doları
  • BGN - Bulgar Levası
  • CZK - Çek Korunası
  • DKK - Danimarka Kronu
  • HKD - Hong Kong Doları
  • IDR - Endonezya Rupisi
  • HUF - Macar Forinti
  • KRW - Güney Kore Wonu
  • MYR - Malezya Ringgiti
  • VND - Vietnam Dongu
  • CNY - Çin Yuanı
  • ARS - Arjantin Pesosu
  • ZAR - Güney Afrika Randı
  • ALL - Arnavutluk Leki
  • PHP - Filipinler Pesosu
  • RSD - Sırp Dinarı
  • ILS - Yeni İsrail Şekeli
  • EGP - Mısır Lirası
  • SAR - Suudi Arabistan Riyali
  • AED - Birleşik Arap Emirlikleri Dirhemi
  • IRR - İran Riyali
  • AFN - Afganistan Afganisi
  • IQD - Irak Dinarı
  • INR - Hindistan Rupisi
  • PKR - Pakistan Rupisi
  • THB - Tayland Bahtı
  Türkçe
  •  Afrikaans
  •  Bahasa Indonesia
  •  Bahasa Melayu
  •  Česky
  •  Deutsch
  •  English
  •  Español
  •  Français
  •  Italiano
  •  Magyar
  •  Nederlands
  •  Polski
  •  Português
  •  Română
  •  Shqip
  •  Tagalog
  •  Tiếng Việt
  •  Ελληνικά
  •  Български
  •  русский
  •  Српски / Srpski
  •  Українська
  •  עברית
  •  العربية
  •  فارسی
  •  हिन्दी
  •  ไทย
  •  中文
  •  日本語
  •  粵語
  •  한국어
Arama
Advanced Options ▼
Skip to the end of the images gallery
Son zamanlarda dua etmek
Skip to the beginning of the images gallery

Son zamanlarda dua etmek

Ürün
Image ID
lwjas0355
Description
Bir baba ve anne oğlunun üzerinde dua eder.
Sanatçı
Lars Justinen
Resim Detayları
More Information
Secondary Keywords                       bağlılık   cemaat   dilekçe   dua   dua eden   dua etmek   eğdi   ibadet   iletişim kurmak   pişman olmak   pişmanlık   savunmak   talep   tövbe   uyku   yatak   yatma zamanı   yay  
Scriptures
1 John 1   1 Thessalonians 5   1 Timothy 2   ELÇİLERİN İŞLERİ 6   LUKA 11   LUKA 6   MARKOS 11   MARKOS 13   MARKOS 14   Matthew 5   Matthew 6   Psalms 5   Psalms 54   Psalms 55   Psalms 6   Romans 8  

1 Thessalonians 5

1 Mümin kardeşlerim, bu olayların zamanı ve tarihi konusunda size yazmamıza gerek yoktur. 2 Çünkü çok iyi bildiğiniz gibi, Rab’bin Günü gece gelen hırsız gibi, beklenmedik şekilde gelecektir. 3 İman etmemiş olanlar, selâmetten ve emniyetten söz ederken bir anda helâk olacaklardır. Gebe kadın nasıl birden doğum sancılarına yakalanırsa, onlar da bu helâktan kaçamayacaklar! 4 Ancak siz mümin kardeşlerim, karanlıkta değilsiniz. Bu yüzden hırsızın gelişi gibi gelecek olan o güne hazırlıksız yakalanmayacaksınız. 5 Çünkü hepiniz ışığa aitsiniz, gündüzün evlatlarısınız. Bizler geceye ya da karanlığa ait değiliz. 6 O sebeple diğer insanlar gibi rehavet içinde olmayalım. Bilâkis, ayık ve uyanık kalalım. 7 Çünkü uyuyanlar gece uyur, sarhoşlar da gece sarhoş olur. 8 Ancak biz gündüze ait olduğumuzdan ayık kalmalıyız. İmanı ve sevgiyi zırh gibi kuşanalım; kurtuluş ümidimiz, başımız koruyan bir miğfer gibi olsun. 9 Çünkü Allah bizi gazabına uğrayalım diye değil, Efendimiz İsa Mesih vasıtasıyla kurtuluşa kavuşalım diye seçti. 10 Mesih bizler için öldü. Geldiğinde ise biz ister ölü ister diri olalım, bu sayede O’nunla birlikte yaşayacağız. 11 Öyleyse zaten yaptığınız gibi, birbirinizi yüreklendirin, imanda büyümek için yardımlaşın. 12 Mümin kardeşlerim, aranızda çalışanların, Rab yolunda size önderlik edip öğüt verenlerin kıymetini bilmenizi rica ederiz. 13 Aranızda yaptıkları hizmetten dolayı sevgiyle onları el üstünde tutun. Birbirinizle barış içinde yaşayın. 14 Size yalvarırız ey mümin kardeşlerim, aylakları uyarın. Korkuya, şüpheye kapılanları cesaretlendirin. Acizlere yardım edin. Herkese karşı sabırlı olun. 15 Dikkat edin, kimse kötülüğe kötülükle karşılık vermesin. Her zaman birbirinize ve bütün insanlara iyilik yapmaya gayret edin. 16 Sevinciniz daim olsun. 17 Durmadan dua edin. 18 Her durumda şükredin. Allah, Mesih İsa’nın yolunda bu şekilde yaşamanızı ister. 19 Mukaddes Ruh’un ateşini söndürmeyin. 20 Peygamberlik sözlerini hafife almayın. 21 Ancak her şeyi sınayın. İyi olana sıkı sıkıya tutunun. 22 Her tür kötülükten uzak durun. 23 Selamet kaynağı olan Allah, kendisine tamamen vakfolmanızı sağlasın. Ruhunuz, canınız ve bedeniniz Efendimiz İsa Mesih’in gelişinde eksiksiz ve kusursuz olmak üzere korunsun. 24 Sizi çağıran Allah vaatlerine sadıktır; vaatlerini yerine getirir. 25 Mümin kardeşlerim, bizim için dua edin. 26 Bütün mümin kardeşlerinizi, Allah’a vakfolmuş olanlara yaraşır bir öpüşle selamlayın. 27 Rab adına size rica ediyorum, bu mektup bütün mümin kardeşlere okunsun. 28 Efendimiz İsa Mesih’in lütfu üzerinizde olsun.

1 Timothy 2

1 Her şeyden önce şunu öğütlerim: Bütün insanlar için dua edin; dilekler, niyazlar, şükranlar sunun; 2 özellikle de hükümdarlar ve bütün yüksek mevki sahipleri için dua edin. Çünkü Allah yolunda yürümek, hürmete lâyık insanlar olmak, huzur ve barış içinde yaşamak istiyoruz. 3 Böyle dua etmemiz iyidir, Kurtarıcımız Allah’ı hoşnut eder. 4 Allah herkesin günahtan kurtulmasını ve hakikati idrak etmesini ister. 5 Allah birdir ve insanları Allah’a eriştiren tek bir şefaatçi vardır; O da beden alıp insan olan Mesih İsa’dır. 6 O, insanları günahtan azat etmek için kendisini feda etti. Böylece Allah’ın iradesi, zamanı gelince tecelli etti. 7 Ben bunun haberini ilan etmek, imanı ve hakikati başka halklara öğretmek için havari seçildim. Sözlerim dosdoğrudur; yalan söylemiyorum. 8 İbadet sırasında erkeklerin birbirine kızmadan ve çekişmeden pak eller yükselterek dua etmesini isterim. 9 Kadınlar da öyle dua etmeli. Bunu yaparken ölçülü olmalı, mütevazı ve edebe uygun giyinsinler; örgülü saçlar, altın, inci süslemeli ya da pahalı kıyafetlerle dikkat çekmesinler. 10 Bunun yerine, kendilerini hayırlı amellerle süslesinler; zira Allah yolunda yaşadıklarını söyleyen kadınlara yaraşan budur. 11 Kadınlar vaazları sükûnet içinde, tam bir uysallıkla dinlemelidir. 12 Kadınların vazedip kocalarına tahakküm etmesine izin vermiyorum. Kadınlar sakin olmalı; 13 çünkü Allah önce Âdem’i, sonra Havva’yı yarattı. 14 Ayrıca Şeytan tarafından aldatılıp günaha düşen Âdem değil, Havva’ydı. 15 Bu yüzden Havva’ya çocuk doğurmakla kurtulacağı söylendi. Yeter ki kadınlar iman ve sevgiyle Allah’a vakfolmuş olsunlar, aklıselim sahibi bir hayat sürsünler. Bu söz itimada lâyıktır.

Acts 6

1 O dönemde gittikçe daha çok insan İsa’nın şakirdi oldu. Grekçe konuşan Yahudi şakirtler, İbranice konuşan Yahudi şakirtlerden yakınmaya başladılar. “Günlük yardım dağıtımında dullarımıza ilgi gösterilmiyor” dediler. 2 Bunun üzerine on iki havari bütün şakirtleri bir araya toplayıp şöyle dediler: “Allah’ın kelâmını vazetmeyi bırakıp maddi işlerle uğraşmamız doğru olmaz. 3 Bu sebeple, ey mümin kardeşlerim, aranızdan yedi kişi seçin. İtibarlı, Allah’ın Ruh’uyla dolu, hikmetli insanlar olsun. Bu işlerle onlar uğraşsın. 4 Biz de kendimizi duaya ve Allah kelâmını vazetmeye verelim.” 5 Bu teklif bütün cemaati memnun etti. İman ve Mukaddes Ruh’la dolu olan İstefanos, Filipus, Prohoros, Nikanor, Timon, Parmenas ve Yahudiliğe dönen Antakyalı Nikolas’ı seçtiler. 6 Sonra bu kişileri havarilerin önüne çıkardılar. Havariler onlar için dua ettiler; onları vazifelendirdiklerini göstermek için elleriyle dokunup takdis ettiler. 7 Böylece Allah’ın kelâmı yayılıyor, Kudüs’teki şakirtlerin sayısı günden güne artıyordu. Hatta birçok rahip de iman etti. 8 İstefanos Allah’ın lütfu ve kudretiyle doluydu. Halk arasında büyük harikalar ve alâmetler yapıyordu. 9 Fakat Azatlılar Havrası’nın bazı üyeleri ona karşı çıktılar. Bunlar Kirene, İskenderiye, Kilikya şehirlerinden ve Asya ilinden Yahudilerdi. İstefanos’la çekişmeye başladılar. 10 Fakat söylediklerini çürütemediler. Çünkü Mukaddes Ruh’un verdiği hikmetle konuşuyordu. 11 Bunun üzerine onu suçlamak için bazı kişilere rüşvet verdiler; rüşvet alanlar, “Bu adam Musa’ya ve Allah’a karşı küfür dolu sözler söyledi” dediler. 12 Böylelikle halkı, ileri gelenleri ve din âlimlerini galeyana getirdiler. Gidip İstefanos’u yakaladılar, Yüksek Meclis’in önüne çıkardılar. 13 Yalancı şahitler getirdiler. Bu şahitler şöyle dediler: “Bu adam gece gündüz mukaddes mabedimizi ve şeriatı kötülüyor. 14 Onun, ‘Nasıralı İsa burayı yıkacak, Musa’nın bize emanet ettiği gelenekleri değiştirecek’ dediğini duyduk.” 15 Mecliste oturanların hepsi İstefanos’a baktılar; yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.

Luke 11

1 İsa bir yerde dua ediyordu. Duasını bitirdiğinde şakirtlerinden biri İsa’ya, “Efendimiz, Yahya’nın şakirtlerine öğrettiği gibi sen de bize nasıl dua edileceğini öğret” dedi. 2 İsa onlara şunları söyledi: “Dua ederken şöyle deyin: “Semavî Baba, adın takdis edilsin. Hükümranlığın gelsin. 3 Her gün bize rızkımızı ver. 4 Günahlarımızı affet. Çünkü biz de bize kötülük yapanları affediyoruz. Ayartılmamıza izin verme.” 5 Sonra onlara şöyle dedi: “Farz edin gecenin yarısı bir arkadaşınızın evine gittiniz, ona, ‘Arkadaş, ödünç olarak bana üç somun ekmek ver; 6 bir arkadaşım yoldan geldi, ona ikram edecek bir şeyim yok’ dediniz. 7 Arkadaşınız da içeriden, ‘Git başımdan! Beni rahatsız etme! Kapı kilitli. Çocuklarım ve ben şu anda yatıyoruz. Şimdi kalkıp da sana bir şey veremem’ der mi? 8 Size şunu söyleyeyim, adam arkadaşlık hatırına kalkıp size ekmek vermeyebilir, fakat istemekte ısrar ederseniz kesinlikle kalkıp ihtiyacınız olanı verir. 9 Bu sebeple ısrarla dileyin diyorum, Allah verecektir. Arayın, bulacaksınız. Kapıyı çalın, açılacaktır. 10 Dileyen alır. Arayan bulur. Kapıyı çalana kapı açılır. 11 Hangi baba ekmek isteyen oğluna taş verir? Ya da balık isterse yılan verir? 12 Ya da yumurta isterse akrep verir? 13 Siz kötü yürekli olsanız bile çocuklarınıza güzel hediyeler vermeyi biliyorsunuz. Öyleyse semavî Baba kendisinden dileyenlere mutlaka Mukaddes Ruh’u da verecektir.” 14 Bir gün İsa bir adamdan cin kovuyordu. Adam cin yüzünden konuşamıyordu. Cin çıkınca adam konuşmaya başladı. Olanları gören kalabalık hayretler içinde kaldı. 15 Fakat bazıları, “Cinleri, cinlerin reisi Baalzevul’un gücüyle kovuyor” dediler. 16 Başkaları ise İsa’yı imtihan etmek niyetiyle gökten bir alâmet göstermesini istediler. 17 Fakat İsa onların akıllarından ne geçtiğini sezdi, şöyle dedi: “İçinde nifak olan her ülke yıkılır. Kendi içinde bölünen ev halkı dağılır. 18 Eğer Şeytan kendi içinde bölünmüşse, hükümranlığını nasıl devam ettirebilir? Şeytan’ın gücünü kullanarak cinleri çıkarttığımı söylüyorsunuz. 19 Peki, eğer ben cinleri Baalzevul’un gücüyle kovuyorsam, sizin adamlarınız kimin gücüyle kovuyor? Bu durumda haksız olduğunuzu kendi adamlarınız açıkça gösteriyor. 20 Ben cinleri Allah’ın kudretiyle kovuyorum. Bu da Allah’ın Hükümranlığı’nın size ulaştığını gösterir. 21 “Tepeden tırnağa silahlı güçlü bir adam kendi evini koruduğu sürece malları emniyet altındadır. 22 Fakat diyelim ki, ondan daha kuvvetli bir adam saldırıp onu alt etti. O zaman güvendiği bütün zırh ve silahları alıp götürür ve yağmaladığı malları dostlarıyla paylaşır. 23 “Benden yana olmayan bana karşıdır, benimle birlikte toplamayan darmadağın ediyor demektir.” 24 “Cin insanın içinden çıktığı zaman kurak yerlerde dolanıp huzur arar. Bulamayınca da, ‘Eski evime geri döneyim’ der. 25 Geri döndüğünde evi süpürülmüş ve düzeltilmiş bulur. 26 Bunun üzerine gider, kendisinden daha kötü olan yedi cinle birlikte geri döner. Hepsi o kişide yaşamaya başlar. Böylece o kişinin son hali ilkinden beter olur.” 27 İsa bunları söylerken kalabalıktan bir kadın O’na, “Ne mutlu seni doğurup emziren kadına!” diye seslendi. 28 İsa da, “Asıl ne mutlu Allah’ın kelâmını duyup ona itaat edenlere!” dedi. 29 Kalabalık gittikçe çoğalıyordu. İsa onlara şöyle seslendi: “Şimdiki nesil kötü bir nesil. Allah’tan bir alâmet bekliyorlar. Fakat onlara Yunus’un alâmetinden başkası gösterilmeyecektir. 30 Yunus nasıl Ninova halkı için şaşılacak bir alâmet olduysa, İnsanoğlu da bu nesil için alâmet olacaktır. 31 “Hesap günü, Güney Kraliçesi bu nesille birlikte kalkacak ve bu nesli mahkûm edecek. Çünkü kraliçe, Süleyman’ın hikmetli sözlerini dinlemek için dünyanın ta öbür ucundan gelmişti. Şimdi burada Süleyman’dan daha üstün biri var. 32 Hesap günü, Ninova halkı bu nesille birlikte kalkacak ve bu nesli mahkûm edecek. Çünkü Ninovalılar Yunus’un vaazını duyunca tövbe ettiler. Şimdi burada Yunus’tan daha üstün biri var.” 33 “Kimse kandil yakıp onu mahzene ya da kabın altına koymaz. Eve girenler aydınlansın diye kandilliğe koyar. 34 Göz bedenin nurudur. Gözünüz toksa, bütün bedeniniz de nurlu olur. Fakat aç gözlü olursanız, bütün bedeniniz karanlık olur. 35 Öyleyse dikkat edin! İnsanlara kem gözle bakarak içinizdeki nuru karanlığa dönüştürmeyin. 36 Eğer bütün bedeniniz nurluysa, hiçbir yanı karanlık değilse, kandilin sizi ışığıyla aydınlattığı zamanki gibi hep aydınlıkta olursunuz.” 37 İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi O’nu evine yemeğe davet etti. İsa yemeğe gitti ve sofraya oturdu. 38 Ferisi, İsa’nın yemek yemeden önce ellerini dinî âdetlere göre yıkamadığını görünce şaşırdı. 39 Bunun üzerine İsa ona şöyle dedi: “Siz Ferisilerin yaptığı yıkama sadece bir fincanın veya tabağın dışını temizlemeye benziyor. İçiniz açgözlülük ve kötülükle dolu. 40 Ey akılsızlar! Dışı yapanla içi yapan aynı değil mi? 41 Kaplarınızın içindekini fakirlere sadaka olarak verin, o zaman tertemiz olursunuz. 42 “Vay halinize Ferisiler! Allah adına nane, sedef otu ve her türlü ürün dâhil, her şeyden ondalık verirsiniz, fakat adil olmayı ve Allah’ı sevmeyi ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi ihmal etmeden öncelikle bunları yapmanız gerekir. 43 “Vay halinize Ferisiler! Havralarda başköşelere oturmaya ve meydanlarda insanların sizi hürmetle selamlamasına bayılırsınız. 44 Vay halinize! İnsanların farkında olmadan üzerinde gezindikleri belirsiz mezarlara benziyorsunuz.” 45 Şeriat âlimlerinden biri İsa’ya, “Hoca, bunları söylemekle bize de hakaret ediyorsun” dedi. 46 İsa ona şöyle dedi: “Sizin de vay halinize ey şeriat âlimleri! İnsanlara zorla kabul ettirdiğiniz kaideler ağır bir yük gibidir. Fakat kendiniz bu yükleri taşımak için parmağınızı bile kıpırdatmazsınız. 47 Vay halinize! Peygamberler için türbeler yaparsınız. Fakat bunlar sizin atalarınızın öldürdüğü peygamberlerdir! 48 Atalarınız peygamberleri öldürdü, siz onların türbelerini yapıyorsunuz. Böylelikle atalarınızın yaptıklarına şahitlik ediyor, bunları onaylıyorsunuz! 49 Bunun için Allah, hikmetiyle, ‘Onlara peygamberler ve resuller göndereceğim; bunların bazılarını öldürecek, bazılarına da zulmedecekler’ dedi. 50 - 51 “Habil’in kanından başlayarak sunakla mabet arasında öldürülen Zekeriya’nın kanı için hesap vereceksiniz. Böylece dünyanın yaratılışından beri öldürülen bütün peygamberlerin kanının hesabı bu nesilden sorulacaktır. Evet, size söylüyorum, bütün bunlardan bu nesil sorumlu tutulacak. 52 “Vay halinize, şeriat âlimleri! İrfan kapısını açan anahtarı alıp götürdünüz. Kendiniz bu kapıdan girmediniz, girmek isteyenlere de engel oldunuz.” 53 İsa oradan ayrıldı. O günden sonra din âlimleri ve Ferisiler O’na diş bilemeye ve birçok konuda onu sıkıştırmaya başladılar. 54 O’nu kendi sözleriyle tuzağa düşürmek için fırsat kolluyorlardı.

Luke 6

1 Bir Şabat Günü İsa ekin tarlalarından geçiyordu. Şakirtleri buğday başaklarını kopardı, avuçlarında ufalayıp yedi. 2 Bazı Ferisiler onlara, “Şabat Günü neden çalışıyorsunuz? Bu caiz değildir” dediler. 3 İsa Ferisilere şöyle cevap verdi: “Davud ve adamları acıkınca ne yaptı, okumadınız mı? 4 Davud Allah’ın evine girdi, adak ekmeklerini alıp yedi ve adamlarına da verdi. Oysa rahiplerden başkası bu ekmeklerden yiyemez.” 5 Sonra İsa onlara, “Ben İnsanoğlu olarak Şabat Günü’nün de Efendisi’yim” dedi. 6 Başka bir Şabat Günü İsa havraya gitti, cemaate vaaz etmeye başladı. Sağ eli sakat bir adam da oradaydı. 7 Din âlimleri ve Ferisiler İsa’yı yakından izliyorlardı. Şabat Günü birine şifa verecek mi diye bekliyorlardı. Böylelikle O’nu suçlayacak bir sebepleri olacaktı. 8 İsa onların ne düşündüğünü sezdi. Eli sakat adama, “Kalk ve herkesin önünde dur!” dedi. Adam da kalkıp İsa’nın dediğini yaptı. 9 İsa, “Size soruyorum, Şabat Günü iyilik mi yoksa kötülük mü yapmak caizdir? Can kurtarmak mı, öldürmek mi caizdir?” dedi. 10 İsa etrafındakileri süzerek eli sakat adama, “Elini uzat!” dedi. Adam elini uzattı ve eli anında sapasağlam oldu. 11 Bunu gören Ferisiler ve din âlimleri öfkeden deliye döndüler; aralarında İsa’ya ne yapabileceklerini tartışmaya başladılar. 12 Birkaç gün sonra İsa dua etmek için dağa çıktı. Bütün geceyi Allah’a dua ederek geçirdi. 13 Ertesi sabah şakirtlerini çağırdı. On iki kişiyi seçerek onlara havari adını verdi: 14 Simun (İsa onu Petrus, yani Kaya diye çağırırdı), Simun’un kardeşi Andreas, Yakub, Yuhanna, Filipus, Bartalmay, 15 Matta, Tomas, Alpay’ın oğlu Yakub, Yurtsever lakaplı Simun, 16 Yakub’un oğlu Yahuda, ve İsa’ya ihanet eden Yahuda İskariyot. 17 İsa ve şakirtleri dağdan indiler. İsa düzlük yerde durdu. Şakirtlerinden meydana gelen büyük bir kalabalık oradaydı. Ayrıca bütün Yahudiye, Kudüs ve Sur’la Sayda’nın kıyı bölgesinden gelen çok sayıda insan vardı. 18 Hepsi İsa’yı dinlemeye ve hastalıklarından kurtulmaya gelmişti. Cinlerden sıkıntı çekenler şifa buluyordu; 19 İsa’dan gelen kudret sayesinde şifa buldukları için herkes O’na dokunmaya çalışıyordu. 20 İsa şakirtlerine bakarak şöyle dedi: “Ne mutlu size ey fakirler, çünkü Allah’ın Hükümranlığı sizindir. 21 Ne mutlu size, şimdi aç olanlar, çünkü doyurulacaksınız. Ne mutlu size şimdi ağlayanlar, çünkü sevinip mutlu olacaksınız.” 22 “Bana bağlılığınızdan ötürü herkes sizden nefret ettiği, sizi dışladığı, size hakaret ettiği, adınızı kötülediği zaman ne mutlu size! 23 Sevinin, sevinçle coşun, çünkü semada mükâfatınız büyük olacaktır. O insanların ataları da peygamberlere aynı şekilde davrandılar. 24 “Fakat vay halinize, ey zenginler, çünkü rahat bir hayatla tesellinizi aldınız. 25 Vay halinize şimdi tok olanlar, çünkü aç kalacaksınız. Şimdi gülenler, vay halinize! Çünkü yas tutup ağlayacaksınız.” 26 “Herkes sizi övüyorsa, vay halinize! Bunu yapanların ataları da sahte peygamberleri övüp durdular.” 27 “Beni dinleyen sizlere söylüyorum, düşmanınızı sevin. Sizden nefret edenlere iyilik yapın. 28 Size lânet edenler için iyilik dileyin. Size kötü davrananlar için dua edin. 29 Eğer biri yanağınıza vurursa, öbür yanağınızı da çevirin. Eğer biri abanızı alırsa, gömleğinizi de verin. 30 Sizden bir şey isteyenlere verin. Biri size ait bir şeyi almışsa geri istemeyin. 31 Başkalarının size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. 32 “Eğer sadece sizi sevenleri severseniz, bu size itibar kazandırır mı? Hayır, çünkü günahkârlar bile onları sevenleri sever! 33 Eğer sadece size iyilik yapanlara iyilik yaparsanız bu size itibar kazandırır mı? Hayır, çünkü günahkârlar da aynısını yapar. 34 İnsanlara ödünç verdiğinizde hep karşılık beklerseniz bu size itibar kazandırır mı? Hayır, çünkü günahkârlar da verdiklerini geri almak şartıyla diğer günahkârlara ödünç verirler. 35 Fakat siz düşmanlarınızı sevin, onlara iyilik yapın ve karşılık beklemeden ödünç verin. Böylece mükâfatınız büyük olur, Yüceler Yücesi Allah’ın evlatları olursunuz. Çünkü Allah nankör ve zalim kişilere bile inayet eder. 36 Semavî Babanız merhametli olduğu gibi siz de merhametli olun.” 37 “Başkalarına hükmetmeyin; Allah da size hükmetmez. Başkalarını suçlamayın. Allah da sizi suçlamaz. Affedin, Allah da sizi affeder. 38 Verin, Allah da size verecektir. İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış, dolu bir ölçekle kucağınıza boşaltacaktır. Başkalarına hangi ölçekle verirseniz, Allah da size aynı ölçekle verecektir.” 39 İsa onlara şu misali de verdi: “Kör köre kılavuzluk edebilir mi? İkisi de hendeğe düşmez mi? 40 Şakirt hocasından üstün değildir, fakat kemale eren her şakirt hocasına denk olur. 41 “Neden başkasının gözündeki kıymığı görürsün de kendi gözündeki merteği fark etmezsin? 42 Kendi gözündeki merteği görmezsin ama mümin kardeşine, ‘Dur, gözündeki kıymığı çıkarayım’ dersin. Seni ikiyüzlü! Sen önce kendi gözündeki merteği çıkar ki, mümin kardeşinin gözündeki kıymığı açıkça görüp çıkarabilesin.” 43 “İyi ağaç kötü meyve vermez, kötü ağaç da iyi meyve vermez. 44 Her ağaç verdiği meyveden tanınır. Çalıdan incir, böğürtlenden üzüm toplanmaz! 45 İyi insan, kalbinde iyilik biriktirir, bu yüzden iyi söz söyler. Kötü insan ise kalbinde kötülük biriktirir, bu yüzden kötü söz söyler. İnsanın kalbinde ne varsa, ağzından da o çıkar. 46 “Niçin bana, ‘Efendimiz, Efendimiz’ diyorsunuz da dediklerimi yapmıyorsunuz? 47 Bana gelen, söylediklerimi dinleyen ve hayatına tatbik edenin nasıl bir insan olduğunu size anlatayım. 48 O kişi ev inşa eden adama benzer. Derine kazıp evinin temelini kaya üzerine atar. Sel basıp sular eve saldırır, fakat ev iyi inşa edildiğinden yerinde durur. 49 Benim söylediklerimi duyup da tatbik etmeyen insanlar ise evini temel atmadan inşa eden adama benzer. Sel bastığında, ev hemen çöker; çöküşü de korkunç olur.”

Mark 11

1 Now when they drew near to Jerusalem, to Bethphage and Bethany, at the Mount of Olives, Jesus sent two of his disciples 2 and said to them, “Go into the village in front of you, and immediately as you enter it you will find a colt tied, on which no one has ever sat. Untie it and bring it. 3 If anyone says to you, ‘Why are you doing this?’ say, ‘The Lord has need of it and will send it back here immediately.’” 4 And they went away and found a colt tied at a door outside in the street, and they untied it. 5 And some of those standing there said to them, “What are you doing, untying the colt?” 6 And they told them what Jesus had said, and they let them go. 7 And they brought the colt to Jesus and threw their cloaks on it, and he sat on it. 8 And many spread their cloaks on the road, and others spread leafy branches that they had cut from the fields. 9 And those who went before and those who followed were shouting, “Hosanna! Blessed is he who comes in the name of the Lord! 10 Blessed is the coming kingdom of our father David! Hosanna in the highest!” 11 And he entered Jerusalem and went into the temple. And when he had looked around at everything, as it was already late, he went out to Bethany with the twelve. 12 On the following day, when they came from Bethany, he was hungry. 13 And seeing in the distance a fig tree in leaf, he went to see if he could find anything on it. When he came to it, he found nothing but leaves, for it was not the season for figs. 14 And he said to it, “May no one ever eat fruit from you again.” And his disciples heard it. 15 And they came to Jerusalem. And he entered the temple and began to drive out those who sold and those who bought in the temple, and he overturned the tables of the money-changers and the seats of those who sold pigeons. 16 And he would not allow anyone to carry anything through the temple. 17 And he was teaching them and saying to them, “Is it not written, ‘My house shall be called a house of prayer for all the nations’? But you have made it a den of robbers.” 18 And the chief priests and the scribes heard it and were seeking a way to destroy him, for they feared him, because all the crowd was astonished at his teaching. 19 And when evening came they went out of the city. 20 As they passed by in the morning, they saw the fig tree withered away to its roots. 21 And Peter remembered and said to him, “Rabbi, look! The fig tree that you cursed has withered.” 22 And Jesus answered them, “Have faith in God. 23 Truly, I say to you, whoever says to this mountain, ‘Be taken up and thrown into the sea,’ and does not doubt in his heart, but believes that what he says will come to pass, it will be done for him. 24 Therefore I tell you, whatever you ask in prayer, believe that you have received it, and it will be yours. 25 And whenever you stand praying, forgive, if you have anything against anyone, so that your Father also who is in heaven may forgive you your trespasses.” 27 And they came again to Jerusalem. And as he was walking in the temple, the chief priests and the scribes and the elders came to him, 28 and they said to him, “By what authority are you doing these things, or who gave you this authority to do them?” 29 Jesus said to them, “I will ask you one question; answer me, and I will tell you by what authority I do these things. 30 Was the baptism of John from heaven or from man? Answer me.” 31 And they discussed it with one another, saying, “If we say, ‘From heaven,’ he will say, ‘Why then did you not believe him?’ 32 But shall we say, ‘From man’?”—they were afraid of the people, for they all held that John really was a prophet. 33 So they answered Jesus, “We do not know.” And Jesus said to them, “Neither will I tell you by what authority I do these things.”

Mark 13

1 And as he came out of the temple, one of his disciples said to him, “Look, Teacher, what wonderful stones and what wonderful buildings!” 2 And Jesus said to him, “Do you see these great buildings? There will not be left here one stone upon another that will not be thrown down.” 3 And as he sat on the Mount of Olives opposite the temple, Peter and James and John and Andrew asked him privately, 4 “Tell us, when will these things be, and what will be the sign when all these things are about to be accomplished?” 5 And Jesus began to say to them, “See that no one leads you astray. 6 Many will come in my name, saying, ‘I am he!’ and they will lead many astray. 7 And when you hear of wars and rumors of wars, do not be alarmed. This must take place, but the end is not yet. 8 For nation will rise against nation, and kingdom against kingdom. There will be earthquakes in various places; there will be famines. These are but the beginning of the birth pains. 9 “But be on your guard. For they will deliver you over to councils, and you will be beaten in synagogues, and you will stand before governors and kings for my sake, to bear witness before them. 10 And the gospel must first be proclaimed to all nations. 11 And when they bring you to trial and deliver you over, do not be anxious beforehand what you are to say, but say whatever is given you in that hour, for it is not you who speak, but the Holy Spirit. 12 And brother will deliver brother over to death, and the father his child, and children will rise against parents and have them put to death. 13 And you will be hated by all for my name's sake. But the one who endures to the end will be saved. 14 “But when you see the abomination of desolation standing where he ought not to be (let the reader understand), then let those who are in Judea flee to the mountains. 15 Let the one who is on the housetop not go down, nor enter his house, to take anything out, 16 and let the one who is in the field not turn back to take his cloak. 17 And alas for women who are pregnant and for those who are nursing infants in those days! 18 Pray that it may not happen in winter. 19 For in those days there will be such tribulation as has not been from the beginning of the creation that God created until now, and never will be. 20 And if the Lord had not cut short the days, no human being would be saved. But for the sake of the elect, whom he chose, he shortened the days. 21 And then if anyone says to you, ‘Look, here is the Christ!’ or ‘Look, there he is!’ do not believe it. 22 For false christs and false prophets will arise and perform signs and wonders, to lead astray, if possible, the elect. 23 But be on guard; I have told you all things beforehand. 24 “But in those days, after that tribulation, the sun will be darkened, and the moon will not give its light, 25 and the stars will be falling from heaven, and the powers in the heavens will be shaken. 26 And then they will see the Son of Man coming in clouds with great power and glory. 27 And then he will send out the angels and gather his elect from the four winds, from the ends of the earth to the ends of heaven. 28 “From the fig tree learn its lesson: as soon as its branch becomes tender and puts out its leaves, you know that summer is near. 29 So also, when you see these things taking place, you know that he is near, at the very gates. 30 Truly, I say to you, this generation will not pass away until all these things take place. 31 Heaven and earth will pass away, but my words will not pass away. 32 “But concerning that day or that hour, no one knows, not even the angels in heaven, nor the Son, but only the Father. 33 Be on guard, keep awake. For you do not know when the time will come. 34 It is like a man going on a journey, when he leaves home and puts his servants in charge, each with his work, and commands the doorkeeper to stay awake. 35 Therefore stay awake—for you do not know when the master of the house will come, in the evening, or at midnight, or when the rooster crows, or in the morning— 36 lest he come suddenly and find you asleep. 37 And what I say to you I say to all: Stay awake.”

Mark 14

1 It was now two days before the Passover and the Feast of Unleavened Bread. And the chief priests and the scribes were seeking how to arrest him by stealth and kill him, 2 for they said, “Not during the feast, lest there be an uproar from the people.” 3 And while he was at Bethany in the house of Simon the leper, as he was reclining at table, a woman came with an alabaster flask of ointment of pure nard, very costly, and she broke the flask and poured it over his head. 4 There were some who said to themselves indignantly, “Why was the ointment wasted like that? 5 For this ointment could have been sold for more than three hundred denarii and given to the poor.” And they scolded her. 6 But Jesus said, “Leave her alone. Why do you trouble her? She has done a beautiful thing to me. 7 For you always have the poor with you, and whenever you want, you can do good for them. But you will not always have me. 8 She has done what she could; she has anointed my body beforehand for burial. 9 And truly, I say to you, wherever the gospel is proclaimed in the whole world, what she has done will be told in memory of her.” 10 Then Judas Iscariot, who was one of the twelve, went to the chief priests in order to betray him to them. 11 And when they heard it, they were glad and promised to give him money. And he sought an opportunity to betray him. 12 And on the first day of Unleavened Bread, when they sacrificed the Passover lamb, his disciples said to him, “Where will you have us go and prepare for you to eat the Passover?” 13 And he sent two of his disciples and said to them, “Go into the city, and a man carrying a jar of water will meet you. Follow him, 14 and wherever he enters, say to the master of the house, ‘The Teacher says, Where is my guest room, where I may eat the Passover with my disciples?’ 15 And he will show you a large upper room furnished and ready; there prepare for us.” 16 And the disciples set out and went to the city and found it just as he had told them, and they prepared the Passover. 17 And when it was evening, he came with the twelve. 18 And as they were reclining at table and eating, Jesus said, “Truly, I say to you, one of you will betray me, one who is eating with me.” 19 They began to be sorrowful and to say to him one after another, “Is it I?” 20 He said to them, “It is one of the twelve, one who is dipping bread into the dish with me. 21 For the Son of Man goes as it is written of him, but woe to that man by whom the Son of Man is betrayed! It would have been better for that man if he had not been born.” 22 And as they were eating, he took bread, and after blessing it broke it and gave it to them, and said, “Take; this is my body.” 23 And he took a cup, and when he had given thanks he gave it to them, and they all drank of it. 24 And he said to them, “This is my blood of the covenant, which is poured out for many. 25 Truly, I say to you, I will not drink again of the fruit of the vine until that day when I drink it new in the kingdom of God.” 26 And when they had sung a hymn, they went out to the Mount of Olives. 27 And Jesus said to them, “You will all fall away, for it is written, ‘I will strike the shepherd, and the sheep will be scattered.’ 28 But after I am raised up, I will go before you to Galilee.” 29 Peter said to him, “Even though they all fall away, I will not.” 30 And Jesus said to him, “Truly, I tell you, this very night, before the rooster crows twice, you will deny me three times.” 31 But he said emphatically, “If I must die with you, I will not deny you.” And they all said the same. 32 And they went to a place called Gethsemane. And he said to his disciples, “Sit here while I pray.” 33 And he took with him Peter and James and John, and began to be greatly distressed and troubled. 34 And he said to them, “My soul is very sorrowful, even to death. Remain here and watch.” 35 And going a little farther, he fell on the ground and prayed that, if it were possible, the hour might pass from him. 36 And he said, “Abba, Father, all things are possible for you. Remove this cup from me. Yet not what I will, but what you will.” 37 And he came and found them sleeping, and he said to Peter, “Simon, are you asleep? Could you not watch one hour? 38 Watch and pray that you may not enter into temptation. The spirit indeed is willing, but the flesh is weak.” 39 And again he went away and prayed, saying the same words. 40 And again he came and found them sleeping, for their eyes were very heavy, and they did not know what to answer him. 41 And he came the third time and said to them, “Are you still sleeping and taking your rest? It is enough; the hour has come. The Son of Man is betrayed into the hands of sinners. 42 Rise, let us be going; see, my betrayer is at hand.” 43 And immediately, while he was still speaking, Judas came, one of the twelve, and with him a crowd with swords and clubs, from the chief priests and the scribes and the elders. 44 Now the betrayer had given them a sign, saying, “The one I will kiss is the man. Seize him and lead him away under guard.” 45 And when he came, he went up to him at once and said, “Rabbi!” And he kissed him. 46 And they laid hands on him and seized him. 47 But one of those who stood by drew his sword and struck the servant of the high priest and cut off his ear. 48 And Jesus said to them, “Have you come out as against a robber, with swords and clubs to capture me? 49 Day after day I was with you in the temple teaching, and you did not seize me. But let the Scriptures be fulfilled.” 50 And they all left him and fled. 51 And a young man followed him, with nothing but a linen cloth about his body. And they seized him, 52 but he left the linen cloth and ran away naked. 53 And they led Jesus to the high priest. And all the chief priests and the elders and the scribes came together. 54 And Peter had followed him at a distance, right into the courtyard of the high priest. And he was sitting with the guards and warming himself at the fire. 55 Now the chief priests and the whole Council were seeking testimony against Jesus to put him to death, but they found none. 56 For many bore false witness against him, but their testimony did not agree. 57 And some stood up and bore false witness against him, saying, 58 “We heard him say, ‘I will destroy this temple that is made with hands, and in three days I will build another, not made with hands.’” 59 Yet even about this their testimony did not agree. 60 And the high priest stood up in the midst and asked Jesus, “Have you no answer to make? What is it that these men testify against you?” 61 But he remained silent and made no answer. Again the high priest asked him, “Are you the Christ, the Son of the Blessed?” 62 And Jesus said, “I am, and you will see the Son of Man seated at the right hand of Power, and coming with the clouds of heaven.” 63 And the high priest tore his garments and said, “What further witnesses do we need? 64 You have heard his blasphemy. What is your decision?” And they all condemned him as deserving death. 65 And some began to spit on him and to cover his face and to strike him, saying to him, “Prophesy!” And the guards received him with blows. 66 And as Peter was below in the courtyard, one of the servant girls of the high priest came, 67 and seeing Peter warming himself, she looked at him and said, “You also were with the Nazarene, Jesus.” 68 But he denied it, saying, “I neither know nor understand what you mean.” And he went out into the gateway and the rooster crowed. 69 And the servant girl saw him and began again to say to the bystanders, “This man is one of them.” 70 But again he denied it. And after a little while the bystanders again said to Peter, “Certainly you are one of them, for you are a Galilean.” 71 But he began to invoke a curse on himself and to swear, “I do not know this man of whom you speak.” 72 And immediately the rooster crowed a second time. And Peter remembered how Jesus had said to him, “Before the rooster crows twice, you will deny me three times.” And he broke down and wept.

Matthew 5

1 Seeing the crowds, he went up on the mountain, and when he sat down, his disciples came to him. 2 And he opened his mouth and taught them, saying: 3 “Blessed are the poor in spirit, for theirs is the kingdom of heaven. 4 “Blessed are those who mourn, for they shall be comforted. 5 “Blessed are the meek, for they shall inherit the earth. 6 “Blessed are those who hunger and thirst for righteousness, for they shall be satisfied. 7 “Blessed are the merciful, for they shall receive mercy. 8 “Blessed are the pure in heart, for they shall see God. 9 “Blessed are the peacemakers, for they shall be called sons of God. 10 “Blessed are those who are persecuted for righteousness' sake, for theirs is the kingdom of heaven. 11 “Blessed are you when others revile you and persecute you and utter all kinds of evil against you falsely on my account. 12 Rejoice and be glad, for your reward is great in heaven, for so they persecuted the prophets who were before you. 13 “You are the salt of the earth, but if salt has lost its taste, how shall its saltiness be restored? It is no longer good for anything except to be thrown out and trampled under people's feet. 14 “You are the light of the world. A city set on a hill cannot be hidden. 15 Nor do people light a lamp and put it under a basket, but on a stand, and it gives light to all in the house. 16 In the same way, let your light shine before others, so that they may see your good works and give glory to your Father who is in heaven. 17 “Do not think that I have come to abolish the Law or the Prophets; I have not come to abolish them but to fulfill them. 18 For truly, I say to you, until heaven and earth pass away, not an iota, not a dot, will pass from the Law until all is accomplished. 19 Therefore whoever relaxes one of the least of these commandments and teaches others to do the same will be called least in the kingdom of heaven, but whoever does them and teaches them will be called great in the kingdom of heaven. 20 For I tell you, unless your righteousness exceeds that of the scribes and Pharisees, you will never enter the kingdom of heaven. 21 “You have heard that it was said to those of old, ‘You shall not murder; and whoever murders will be liable to judgment.’ 22 But I say to you that everyone who is angry with his brother will be liable to judgment; whoever insults his brother will be liable to the council; and whoever says, ‘You fool!’ will be liable to the hell of fire. 23 So if you are offering your gift at the altar and there remember that your brother has something against you, 24 leave your gift there before the altar and go. First be reconciled to your brother, and then come and offer your gift. 25 Come to terms quickly with your accuser while you are going with him to court, lest your accuser hand you over to the judge, and the judge to the guard, and you be put in prison. 26 Truly, I say to you, you will never get out until you have paid the last penny. 27 “You have heard that it was said, ‘You shall not commit adultery.’ 28 But I say to you that everyone who looks at a woman with lustful intent has already committed adultery with her in his heart. 29 If your right eye causes you to sin, tear it out and throw it away. For it is better that you lose one of your members than that your whole body be thrown into hell. 30 And if your right hand causes you to sin, cut it off and throw it away. For it is better that you lose one of your members than that your whole body go into hell. 31 “It was also said, ‘Whoever divorces his wife, let him give her a certificate of divorce.’ 32 But I say to you that everyone who divorces his wife, except on the ground of sexual immorality, makes her commit adultery, and whoever marries a divorced woman commits adultery. 33 “Again you have heard that it was said to those of old, ‘You shall not swear falsely, but shall perform to the Lord what you have sworn.’ 34 But I say to you, Do not take an oath at all, either by heaven, for it is the throne of God, 35 or by the earth, for it is his footstool, or by Jerusalem, for it is the city of the great King. 36 And do not take an oath by your head, for you cannot make one hair white or black. 37 Let what you say be simply ‘Yes’ or ‘No’; anything more than this comes from evil. 38 “You have heard that it was said, ‘An eye for an eye and a tooth for a tooth.’ 39 But I say to you, Do not resist the one who is evil. But if anyone slaps you on the right cheek, turn to him the other also. 40 And if anyone would sue you and take your tunic, let him have your cloak as well. 41 And if anyone forces you to go one mile, go with him two miles. 42 Give to the one who begs from you, and do not refuse the one who would borrow from you. 43 “You have heard that it was said, ‘You shall love your neighbor and hate your enemy.’ 44 But I say to you, Love your enemies and pray for those who persecute you, 45 so that you may be sons of your Father who is in heaven. For he makes his sun rise on the evil and on the good, and sends rain on the just and on the unjust. 46 For if you love those who love you, what reward do you have? Do not even the tax collectors do the same? 47 And if you greet only your brothers, what more are you doing than others? Do not even the Gentiles do the same? 48 You therefore must be perfect, as your heavenly Father is perfect.

Matthew 6

1 “Beware of practicing your righteousness before other people in order to be seen by them, for then you will have no reward from your Father who is in heaven. 2 “Thus, when you give to the needy, sound no trumpet before you, as the hypocrites do in the synagogues and in the streets, that they may be praised by others. Truly, I say to you, they have received their reward. 3 But when you give to the needy, do not let your left hand know what your right hand is doing, 4 so that your giving may be in secret. And your Father who sees in secret will reward you. 5 “And when you pray, you must not be like the hypocrites. For they love to stand and pray in the synagogues and at the street corners, that they may be seen by others. Truly, I say to you, they have received their reward. 6 But when you pray, go into your room and shut the door and pray to your Father who is in secret. And your Father who sees in secret will reward you. 7 “And when you pray, do not heap up empty phrases as the Gentiles do, for they think that they will be heard for their many words. 8 Do not be like them, for your Father knows what you need before you ask him. 9 Pray then like this: “Our Father in heaven, hallowed be your name. 10 Your kingdom come, your will be done, on earth as it is in heaven. 11 Give us this day our daily bread, 12 and forgive us our debts, as we also have forgiven our debtors. 13 And lead us not into temptation, but deliver us from evil. 14 For if you forgive others their trespasses, your heavenly Father will also forgive you, 15 but if you do not forgive others their trespasses, neither will your Father forgive your trespasses. 16 “And when you fast, do not look gloomy like the hypocrites, for they disfigure their faces that their fasting may be seen by others. Truly, I say to you, they have received their reward. 17 But when you fast, anoint your head and wash your face, 18 that your fasting may not be seen by others but by your Father who is in secret. And your Father who sees in secret will reward you. 19 “Do not lay up for yourselves treasures on earth, where moth and rust destroy and where thieves break in and steal, 20 but lay up for yourselves treasures in heaven, where neither moth nor rust destroys and where thieves do not break in and steal. 21 For where your treasure is, there your heart will be also. 22 “The eye is the lamp of the body. So, if your eye is healthy, your whole body will be full of light, 23 but if your eye is bad, your whole body will be full of darkness. If then the light in you is darkness, how great is the darkness! 24 “No one can serve two masters, for either he will hate the one and love the other, or he will be devoted to the one and despise the other. You cannot serve God and money. 25 “Therefore I tell you, do not be anxious about your life, what you will eat or what you will drink, nor about your body, what you will put on. Is not life more than food, and the body more than clothing? 26 Look at the birds of the air: they neither sow nor reap nor gather into barns, and yet your heavenly Father feeds them. Are you not of more value than they? 27 And which of you by being anxious can add a single hour to his span of life? 28 And why are you anxious about clothing? Consider the lilies of the field, how they grow: they neither toil nor spin, 29 yet I tell you, even Solomon in all his glory was not arrayed like one of these. 30 But if God so clothes the grass of the field, which today is alive and tomorrow is thrown into the oven, will he not much more clothe you, O you of little faith? 31 Therefore do not be anxious, saying, ‘What shall we eat?’ or ‘What shall we drink?’ or ‘What shall we wear?’ 32 For the Gentiles seek after all these things, and your heavenly Father knows that you need them all. 33 But seek first the kingdom of God and his righteousness, and all these things will be added to you. 34 “Therefore do not be anxious about tomorrow, for tomorrow will be anxious for itself. Sufficient for the day is its own trouble.

Psalm 5

1 Sözlerime kulak ver, ya RAB, İniltilerimi işit. 2 Feryadımı dinle, ey Kralım ve Tanrım! Duam sanadır. 3 Sabah sesimi duyarsın, ya RAB, Her sabah sana duamı sunar, umutla beklerim. 4 Çünkü sen kötülükten hoşlanan Tanrı değilsin, Kötülük senin yanında barınmaz. 5 Böbürlenenler önünde duramaz, Bütün suç işleyenlerden nefret duyar, 6 Yalan söyleyenleri yok edersin; Ya RAB, sen eli kanlılardan, Aldatıcılardan tiksinirsin. 7 Bense bol sevgin sayesinde Kutsal tapınağına gireceğim; Oraya doğru saygıyla eğileceğim. 8 Yol göster bana doğruluğunla, ya RAB, Düşmanlarıma karşı! Yolunu önümde düzle. 9 Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar. 10 Ey Tanrı, onları suçlu çıkar! Kurdukları düzen yıkımlarına yol açsın. Kov onları sayısız isyanları yüzünden. Çünkü sana karşı ayaklandılar. 11 Sevinsin sana sığınan herkes, Sevinç çığlıkları atsın sürekli, Kanat ger üzerlerine; Sevinçle coşsun adını sevenler sende. 12 Çünkü sen doğru kişiyi kutsarsın, ya RAB, Çevresini kalkan gibi lütfunla sararsın.

Psalm 54

1 Ey Tanrı, beni adınla kurtar, Gücünle akla beni! 2 Ey Tanrı, duamı dinle, Kulak ver ağzımdan çıkan sözlere. 3 Çünkü küstahlar bana saldırıyor, Zorbalar canımı almak istiyor, Tanrı'ya aldırmıyorlar. Sela 4 İşte Tanrı benim yardımcımdır, Tek desteğim Rab'dir. 5 Düşmanlarım yaptıkları kötülüğün cezasını bulsun, Sadakatin uyarınca yok et onları. 6 Ya RAB, sana gönülden bir kurban sunacağım, Adına şükredeceğim, çünkü adın iyidir. 7 Beni bütün sıkıntılarımdan kurtardın, Gözlerim düşmanlarımın yok oluşunu gördü.

Psalm 55

1 Ey Tanrı, kulak ver duama, Sırt çevirme yalvarışıma! 2 Dikkatini çevir, yanıt ver bana. Düşüncelerim beni rahatsız ediyor, şaşkınım 3 Düşman sesinden, kötünün baskısından; Çünkü sıkıntıya sokuyorlar beni, Öfkeyle üstüme üstüme geliyorlar. 4 Yüreğim sızlıyor içimde, Ölüm dehşeti çöktü üzerime. 5 Korku ve titreme sardı beni, Ürperti kapladı içimi. 6 “Keşke güvercin gibi kanatlarım olsaydı!” Dedim kendi kendime, “Uçar, rahatlardım. 7 Uzaklara kaçar, Çöllerde konaklardım. Sela 8 Sert rüzgara, kasırgaya karşı Hemen bir barınak bulurdum.” 9 Şaşkına çevir kötüleri, ya Rab, karıştır dillerini, Çünkü kentte şiddet ve çatışma görüyorum. 10 Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi. 11 Yıkıcılık kentin göbeğinde, Zorbalık, hile eksilmez meydanından. 12 Beni aşağılayan bir düşman olsaydı, Katlanabilirdim; Bana küstahlık eden bir hasım olsaydı, Gizlenebilirdim. 13 Ama sensin, bana denk, Yoldaşım, yakın arkadaşım. 14 Birlikte tatlı tatlı yarenlik eder, Toplulukla Tanrı'nın evine giderdik. 15 Ölüm yakalasın düşmanlarımı ansızın, Diri diri ölüler diyarına insinler; Çünkü içleri ve evleri kötülük dolu. 16 Bense Tanrı'ya seslenirim, RAB kurtarır beni. 17 Sabah, öğlen, akşam kederimden feryat ederim, O işitir sesimi. 18 Bana karşı girişilen savaştan Esenlikle kurtarır canımı, Sayısı çok da olsa karşıtlarımın. 19 Öncesizlikten bu yana tahtında oturan Tanrı, Duyacak ve ezecek onları. Sela Çünkü hiç değişmiyor Ve Tanrı'dan korkmuyorlar. 20 Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu. 21 Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır. 22 Yükünü RAB'be bırak, O sana destek olur. Asla izin vermez Doğru insanın sarsılmasına. 23 Ama sen, ey Tanrı, ölüm çukuruna atacaksın kötüleri, Günlerinin yarısını görmeyecek katillerle hainler; Bense sana güveniyorum.

Psalm 6

1 Ya RAB, öfkeyle azarlama beni, Gazapla yola getirme. 2 Lütfet bana, ya RAB, bitkinim; Şifa ver bana, ya RAB, kemiklerim sızlıyor, 3 Çok acı çekiyorum. Ah, ya RAB! Ne zamana dek sürecek bu? 4 Gel, ya RAB, kurtar beni, Yardım et sevginden dolayı. 5 Çünkü ölüler arasında kimse seni anmaz, Kim şükür sunar sana ölüler diyarından? 6 İnleye inleye bittim, Döşeğim su içinde bütün gece ağlamaktan, Yatağım sırılsıklam gözyaşlarımdan. 7 Kederden gözlerimin feri sönüyor, Zayıflıyor gözlerim düşmanlarım yüzünden. 8 Ey kötülük yapanlar, Uzak durun benden, Çünkü RAB ağlayışımı işitti. 9 Yalvarışımı duydu, Duamı kabul etti. 10 Bütün düşmanlarım utanacak, Hepsini dehşet saracak, Ansızın geri dönecekler utanç içinde.

Romans 8

1 Buna göre İsa Mesih’e iman edenlere karşı artık hiçbir mahkûmiyet yoktur. 2 Çünkü Mesih İsa sayesinde hayat veren Mukaddes Ruh’un yönetimindeyiz; bu da bizi günahın ve ebedî ölümün kanunundan azat etti. 3 Şeriat günahlı nefsimizden dolayı etkisizdir. Fakat Allah şeriatın yapamadığını yaptı. Semavî Oğlu İsa Mesih’i, günahlı insan bedenine benzer bir bedene büründürüp dünyaya gönderdi. O’nu günahımızın bedelini ödeyen kurban olarak sundu; günahı Mesih’in bedeninde mahkûm etti. 4 Böylece şeriatın emrettiklerini yerine getirebiliriz. Çünkü biz artık nefse göre değil, Mukaddes Ruh’a göre yaşıyoruz. 5 Nefsin tahakkümünde yaşayanların aklı nefsanî meselelerdedir. Mukaddes Ruh’un yönetiminde yaşayanlar ise Ruh’tan kaynaklanan meseleleri düşünür. 6 Nefse dayanan düşünce ölüm getirir. Ruh’a dayanan düşünce ise hayat ve selâmet verir. 7 Çünkü nefisten kaynaklanan düşünceler Allah’a düşmandır. Allah’ın kanunu olan şeriata boyun eğmez; eğmesi de mümkün değildir. 8 Nefse bağlı yaşayanlar, Allah’ı memnun edemez. 9 Fakat siz nefsinizin esiri değilsiniz. Allah’ın Ruhu içinizde yaşadığına göre Mukaddes Ruh’un yönetimi altındasınız. Aslında Mesih’in Ruhu’na sahip olmayan, Mesih’e ait değildir. 10 Bedeniniz günahtan dolayı ölüdür. Fakat Mesih içinizdeyse Mukaddes Ruh size hayat verir. Çünkü Mesih sayesinde Allah katında sâlih sayıldınız. 11 Allah İsa’yı ölümden diriltti. Allah’ın Ruhu içinizde yaşıyorsa, sizin ölümlü bedenlerinize de hayat verecektir. Evet, bu hayat içinizde ebedî Allah’ın Ruhu’ndan gelir. 12 Ey mümin kardeşlerim, bunu Allah’a borçluyuz. Öyleyse nefsimize uymamalı, nefsimizin kötü arzularına göre yaşamamalıyız. 13 Eğer nefsinize uyarak yaşarsanız ruhen öleceksiniz. Fakat Mukaddes Ruh’un yönetiminde yaşayıp nefsin kötü alışkanlıklarından vazgeçerseniz, ebedî hayata kavuşacaksınız. 14 Allah’ın Ruhu’yla yönetilenlerin hepsi Allah’ın manevî evlâtlarıdır. 15 Çünkü Allah’ın Ruhu’nu kabul ettiniz; O sizi tekrar köle yapmaz, korkuya sürüklemez. Allah’ın Ruhu sizi Allah’ın manevî evlâtları yapar. Bu Ruh’la Allah’a, “Abba, yani Baba” diye sesleniriz. 16 Ruh’un kendisi, bizim ruhumuzla birlikte Allah’ın evlâtları olduğumuzu tasdik eder. 17 Allah’ın evlâtları olduğumuza göre, aynı zamanda Allah’ın vaat ettiklerini miras alacağız. Allah, Mesih’e vermiş olduğu her nimetten bize de pay verecektir. Fakat Mesih gibi biz de acı çekmeye hazır olmalıyız. O zaman Mesih’in ihtişamına da ortak olacağız. 18 Bence bu hayatta çektiğimiz acılar ahirette sahip olacağımız ihtişamla mukayese edilemez. 19 Bütün kâinat Allah’ın manevî evlâtlarının ihtişam içinde ortaya çıkmasını hasretle beklemektedir. 20 Çünkü kâinat amaçsızlığa mahkûm edilmiştir. Bu, kâinatın kendi isteğiyle değil, Allah’ın emriyle olmuştur. 21 Çünkü Allah kâinata bir umut verdi. Buna göre, kâinatı yozlaşmaya köle olmaktan kurtaracaktır; Allah’ın evlâtlarının sahip olduğu muhteşem hürriyete kavuşturacaktır. 22 Bütün kâinatın doğum yapan bir kadın gibi şimdiye kadar inleyip acı çektiğini biliyoruz. 23 Üstelik yalnız kâinat değil, biz kendimiz de ah edip inliyoruz. Gerçi Mukaddes Ruh’a sahibiz; fakat Ruh, Allah’ın vaat ettiklerinin ilk mahsulüdür. Bu sebeple Allah’ın manevî evlâtları olarak ebedî mirasımızı, yani bedenlerimizin hürriyete kavuşmasını hasretle bekliyoruz. 24 Bu ümitle kurtulduk. Fakat ümit ettiğimiz şeyi şimdiden görebilseydik, bunun adına ümit diyemezdik. İnsan gördüğü şeyi ümit eder mi? 25 Fakat biz, gözle göremediğimizi ümit ediyoruz ve bunun için sabırla bekliyoruz. 26 Aslında güçsüzüz, fakat Mukaddes Ruh bize yardım eder. Nasıl dua etmemiz gerektiğini bilmeyiz, fakat Mukaddes Ruh sözle ifade edilemeyen iniltilerle bizim için şefaat eder. 27 Allah kalbimizdekini biliyor, Ruh’un ne düşündüğünü de bilir. Çünkü Ruh, Allah’ın halkı için Allah’ın iradesine uygun şekilde şefaat eder. 28 Biliyoruz ki Ruh, Allah’ı sevenler için, O’nun muradını yerine getirmek üzere çağırdığı kişiler için her durumda iyilik yapmaya muktedirdir. 29 Allah ezelden beri bildiği kişileri semavî Oğlu’na benzer kılmaya karar verdi. Öyle ki semavî Oğlu, birçok kardeş arasında ilk evlât olsun. 30 Allah, semavî Oğlu’na benzer kılmaya karar verdiği kişileri çağırdı; çağırdığı kişileri sâlih kıldı ve sâlih kıldıklarını kendi ihtişamına ortak etti. 31 Bu durumda şunu diyebiliriz: Madem Allah bizden yanadır, kimse bize zarar veremez. 32 Allah semavî Oğlu’nu bile esirgemedi, hepimiz uğruna O’nu feda etti. O halde Allah, Mesih’le birlikte bize her şeyi ihsan edecektir. 33 Allah’ın seçtiklerini kim suçlayabilir? Hiç kimse! Bizi sâlih kılan Allah’ın kendisidir. 34 Kim mahkûm edebilir? Hiç kimse! Mesih İsa bizim için öldü, üstelik Allah tarafından diriltildi. Şimdiyse Allah’ın sağındadır, bizim için şefaat etmektedir. 35 Bizi Mesih’in sevgisinden ne ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı? 36 Zebur’da yazılmış olduğu gibi, “Senin uğruna her an ölümle karşı karşıyayız. İnsanların gözünde kasaplık koyun gibiyiz.” 37 Bütün bu sıkıntılara rağmen bizi seven Allah’ın yardımıyla fatihlerden de üstünüz. 38 Eminim ki ne ölüm, ne hayat, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne kudretler, 39 ne gökteki ne yeraltındaki güçler, ne de yaratılmış başka bir şey, bizi Allah’ın Efendimiz İsa Mesih vasıtasıyla sergilediği sevgiden ayıramaz.

Maksimum dosya boyutu
Width
4504
Height
6600
₺184,73
Special Galleries
Good Soil Print Gallery
GoodSalt Gallery
Nature Photography Gallery
Steve Creitz Select
Seasonal
Harry Anderson Select

Önemli toplu lisanslama indirimleri sunuyoruz.
Sorularınız mı var? 1'i arayın ve özel fiyat teklifi isteyin. Bütçenize göre çalışacağız.

Post To Feed Pin It
Işık Kutusu
İlgili Görseller
  1. Daniel, Dua Ediyor
  2. İsa'ya dua etmek
  3. Bedtime Duaları
  4. Dua Eden Eller
  5. Dua Eden Eller
  6. İsa ile dua etmek Aile
  7. Genç Kadın Dua Ediyor
  8. Gün batımı dua, kovboy
  • Lisans Bilgileri
  • Gizlilik
  • Bize Ulaşın
  • Sanatçılar
1 800 805.8001
© 2026       Tüm görsellerin ve medyanın telif hakkı GoodSalt, Inc. ve/veya katkıda bulunanlara aittir. Tüm hakları saklıdır.
  Türkçe
  •  Afrikaans
  •  Bahasa Indonesia
  •  Bahasa Melayu
  •  Česky
  •  Deutsch
  •  English
  •  Español
  •  Français
  •  Italiano
  •  Magyar
  •  Nederlands
  •  Polski
  •  Português
  •  Română
  •  Shqip
  •  Tagalog
  •  Tiếng Việt
  •  Ελληνικά
  •  Български
  •  русский
  •  Српски / Srpski
  •  Українська
  •  עברית
  •  العربية
  •  فارسی
  •  हिन्दी
  •  ไทย
  •  中文
  •  日本語
  •  粵語
  •  한국어