Preacher
| Anahtar Kelimeler | güven Kurtuluş |
|---|---|
| Secondary Keywords | doğa müritler vaaz |
| Scriptures | Isaiah 61:1-2 Matthew 13:34 Matthew 4:23 Matthew 5:1-48 Matthew 6:1-34 Matthew 7:1-29 |
Isaiah 611 Egemen RAB'bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara müjde iletmek için meshetti. Yüreği ezik olanların yaralarını sarmak için, Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, Zindanlarda bulunanlara kurtulacaklarını, RAB'bin lütuf yılını, Tanrımız'ın öç alacağı günü ilan etmek, Yas tutanların hepsini avutmak, Siyon'da yas tutanlara yardım sağlamak -Kül yerine çelenk, Yas yerine sevinç yağı, Çaresizlik ruhu yerine Onlara övgü giysisini vermek- için RAB beni gönderdi. Öyle ki, RAB'bin görkemini yansıtmak için, Onlara “RAB'bin diktiği doğruluk ağaçları” densin. Matthew 1334 İsa halka bütün bunları misallerle anlattı. Misal vermeden onlara hiçbir şey anlatmadı. Matthew 423 İsa, Celile bölgesinin her yanını dolaştı. Havralarda vaaz ediyor, Semavî Hükümranlık’la ilgili müjdeyi duyuruyordu. Gittiği yerlerde rastladığı her türlü hastalığı ve sakatlığı iyileştiriyordu. Matthew 51 İsa kalabalıkları görünce çıkıp dağın yamacına oturdu. Şakirtleri de O’nun yanına geldiler.2 Şöyle vazetmeye başladı:3 “Maddi ve manevi ihtiyaçları için Allah’a güvenenlere ne mutlu! Çünkü Semavî Hükümranlık onlarındır.4 Şimdi kederli olanlara ne mutlu! Çünkü Allah onları teselli edecek.5 Yumuşak huylu olanlara ne mutlu! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar!6 Doğruluğa acıkıp susayanlara ne mutlu! Çünkü Allah onların bu hasretini giderecek.7 Başkalarına merhamet edenlere ne mutlu! Çünkü onlar merhamet bulacaklar.8 Kalbi temiz olanlara ne mutlu! Çünkü onlar Allah’ı görecekler.9 Barışı sağlayanlara ne mutlu! Çünkü onlara Allah’ın evlâtları denecek.10 Doğru olanı yaptığı için zulüm görenlere ne mutlu! Çünkü Semavî Hükümranlık onlarındır.11 “Peşimden geldiğiniz için insanlar size hakaret edecekler, zulmedecekler. Yalan yere size türlü türlü kötü sözler söyleyecekler. O zaman ne mutlu size!12 Sevinçle coşun, çünkü semada mükâfatınız büyük olacaktır. Sevinin, çünkü sizden önce yaşamış peygamberlere de böyle zulmettiler.13 “Siz dünyanın tuzusunuz. Fakat tuz etkisini kaybederse yiyecekleri artık muhafaza edemez. Hiçbir işe yaramaz; dışarı atılıp ayaklar altında çiğnenir.14 “Siz dünyanın ışığısınız. Tepe üzerine kurulu, gizlenemeyen şehir gibisiniz.15 İnsan kandil yakıp onu tahıl ölçeği altına koymaz. Kandilliğe koyar. Böylelikle evdeki herkes ışığından yararlanır.16 Aynı şekilde sizin ışığınız da bütün insanları aydınlatmalıdır. Böylece herkes hayırlı amellerinizi görecek ve semavî Babanız’a hamdedecek.17 “Şeriatı ya da peygamberlerin sözlerini iptal etmeye geldiğimi sanmayın. Ben bunları iptal etmeye değil, tamamlamaya geldim.18 Emin olun, yer ve gök ortadan kalkmadan, her emri yerine gelmeden şeriatın tek bir harfi ya da noktası dahi yok olmayacaktır.19 “Bu sebeple en önemsiz sayılan emirlerden birini çiğneyen ve başkalarına bunu öğreten, Semavî Hükümranlık’ta en önemsiz sayılacak. Fakat bu emirlere itaat eden ve bunu öğreten, Semavî Hükümranlık’ta büyük olacak.20 Emin olun, sâlih amelleriniz din âlimlerinin ve Ferisilerinkini aşmadıkça Semavî Hükümranlığa asla giremezsiniz.21 “Atalarımıza, ‘Adam öldürme . Adam öldüren, hükme müstahak olacaktır’ dendiğini duydunuz.22 Fakat ben size şunu diyorum, kimseye öfkelenmeyin. Öfkelenen kişi hükme müstahak olacaktır. Bir kimseyi kötü sözle aşağılayan, Yüksek Meclis’in önünde hesap verecektir. Birine aptal diyen kişi, cehennem ateşini hak edecektir.23 “Mabette, sunakta adağını sunarken birinin senden şikâyetçi olduğunu hatırlarsan ne yapacaksın?24 Adağını orada bırak, git önce o kişiyle barış. Sonra gel adağını sun.25 “Senden davacı olan kişiyle mahkemeye gitmeden, daha yoldayken çabucak anlaş. Yoksa hasmın seni hâkime, hâkim de gardiyana teslim eder. Sonra bir de bakmışsın ki, hapistesin.26 Emin ol, borcunu son kuruşuna kadar ödemeden oradan çıkamazsın.27 “‘Zina etme’ emrini duydunuz.28 Fakat ben size şunu diyorum, bir kadına şehvetle bakan her erkek, yüreğinde o kadınla zina ediyor demektir.29 Eğer sağ gözün seni yoldan çıkarırsa, onu yerinden çıkarıp at. Çünkü bedeninin bir parçasını kaybetmek, bütün bedeninle cehenneme atılmaktan daha iyidir.30 Eğer sağ elin seni yoldan çıkarırsa, onu kesip at. Çünkü bedeninin bir parçasını kaybetmek, bütün bedeninle cehenneme gitmekten daha iyidir.31 “‘Karısını boşayan adam, ona boşanma belgesi versin’ diye emredilmiştir.32 Fakat ben size şunu diyorum, fuhuş dışında bir sebeple karısını boşayan, onu zinaya itmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş sayılır.33 “Yine atalarımıza, ‘Yeminini bozma’ ve ‘Rab’bin huzurunda verdiğin sözü yerine getir’ dendiğini duydunuz.34 Fakat ben size şunu diyorum, birine söz verdiğinizde onu yeminle pekiştirmeyin. Sema üzerine yemin etmeyin, çünkü sema Allah’ın tahtıdır.35 Yeryüzü üzerine de yemin etmeyin, çünkü yeryüzü Allah’ın ayağını koyduğu taburedir. Kudüs üzerine yemin etmeyin, çünkü Kudüs kâinatın hükümdarı Allah’ın şehridir.36 Başın üzerine de yemin etme, çünkü saçının tek telini ak ya da kara edemezsin.37 ‘Evet’ demek için sadece ‘evet’, ‘hayır’ demek için sadece ‘hayır’ deyin, yeter. Bundan fazlası Şeytan’dandır.38 “‘Göze göz, dişe diş’ emrini duydunuz.39 Fakat ben size şunu diyorum, size kötülük yapana karşılık vermeyin. Sağ yanağına vurana öteki yanağını da uzat.40 Senden davacı olup gömleğini almak isteyene abanı da ver.41 Seni bin adım yürümeye zorlayanla iki bin adım yürü.42 Senden dileyene ver. Ödünç isteyenden yüz çevirme.43 “Komşunu sev, düşmanından nefret et” sözünü duydunuz.44 Fakat ben size şunu diyorum, düşmanlarınızı sevin. Size zulmedenler için dua edin.45 Eğer bunu yaparsanız, semavî Babanız’ın evlâtları olursunuz. O, iyiyi kötüyü ayırt etmeden, güneşini bütün insanların üzerine doğdurur. Yağmurunu hem sâlihlerin hem de zalimlerin üzerine yağdırır.46 Yalnızca sizi sevenleri severseniz, mükâfatı hak edecek ne yapmış olursunuz? Bunu vergiciler bile yapıyor, değil mi?47 Yalnızca arkadaşlarınıza hal hatır sorarsanız, başkalarından ne fazlanız olur? Müşrikler de böyle yapıyor.48 Velhasıl, semavî Babanız kâmil olduğu gibi siz de kâmil olun. Matthew 61 “Dikkat edin! Sâlih amellerinizi başkalarına gösteriş maksadıyla yapmayın. Aksi halde semavî Babanız Allah’tan mükâfat alamazsınız.2 Fakirlere yardım ettiğiniz zaman bunu herkese duyurmayın, ikiyüzlüler gibi davranmayın. Onlar birine yardım edecekleri zaman bunu havralarda ve sokaklarda tantanayla yapıyorlar. Çünkü insanların takdirini kazanmak istiyorlar. Emin olun, alacakları tek mükâfat budur.3 Fakat sen fakir birine yardım ettiğin zaman ne yaptığını en yakın arkadaşın bile bilmesin.4 Yardımın gizli kalsın. O zaman gizlide yapılanı gören semavî Baban seni mükâfatlandıracaktır.5 “Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi davranmayın. Onlar havralarda ve sokak başlarında durup yüksek sesle dua etmeye bayılırlar. İnsanlar onları görsün istiyorlar. Emin olun, alacakları tek mükâfat budur.6 Fakat sen dua ettiğin zaman odana git ve kapıyı kapa; gözle görülmeyen semavî Baba’na dua et. O zaman semavî Baban kapalı yerde yaptığın duayı duyacak ve seni mükâfatlandıracaktır.7 “Duanız müşriklerin duasına benzemesin. Onlar hep aynı sözleri tekrarlayıp dururlar. Laf kalabalığı yaparak işitileceklerini sanırlar.8 Siz onlar gibi olmayın. Semavî Babanız, siz daha istemeden önce neye muhtaç olduğunuzu zaten bilir.9 Sizin duanız şöyle olsun: ‘Semavî Babamız, ismin takdis edilsin.10 Hükümranlığın gelsin, semada olduğu gibi, yeryüzünde de iraden olsun.11 Her gün bize rızkımızı ver.12 Bize kötülük yapanları affettiğimiz gibi, Sen de bizim günahlarımızı affet.13 Ayartılmamıza izin verme, bizi kötü olandan koru.’14 Evet, eğer insanların size yaptığı kötülükleri bağışlarsanız semavî Babanız da sizi bağışlayacaktır.15 Fakat bağışlamazsanız o zaman semavî Babanız da sizi bağışlamayacaktır.16 “Oruç tuttuğunuz zaman ikiyüzlülerin yaptığı gibi surat asmayın. Onlar oruçlu oldukları anlaşılsın diye miskin görünürler. Emin olun, alacakları tek mükâfat budur.17 Fakat sen oruç tuttuğunda başına yağ sürüp yüzünü yıka.18 Böylece gözle görülmeyen semavî Baban’dan başka kimse oruç tuttuğunu anlamaz. O zaman gizlide yapılanı gören semavî Baban seni mükâfatlandıracaktır.19 “Kendinize dünyevî servet biriktirmeyin. Çünkü güve ve pas onu yiyip bitirir. Ya da hırsızlar girip onu çalar.20 Bunun yerine, kendinize semavî servet biriktirin. Semada ne güve ne de pas ona zarar verir. Hırsızlar da içeri girip onu çalamazlar.21 Servetiniz neredeyse kalbiniz de oradadır.22 “Göz bedenin nurudur. Gözün toksa bütün bedenin de nurlu olur.23 Fakat açgözlü olursan, bütün bedenin karanlık olur. Eğer kendinde ‘nur’ zannettiğin şey hakikatte karanlıksa bu, karanlığın en kötüsüdür.24 “Kimse iki efendiye kulluk edemez. Birini sever, diğerinden nefret eder, ya da birine sadık olur, diğerini umursamaz. Siz hem Allah’a hem de paraya kulluk edemezsiniz.25 “Bu yüzden size derim ki yiyecek, içecek ve giyecek için kaygılanmayın. Hayatınız yemekten, bedeniniz de giyecekten daha önemlidir.26 Kuşlardan ders alın. Ekmezler, biçmezler ve ambarlara yem yığmazlar. Fakat semavî Babanız onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz?27 Kaygılanarak ömrünüzü bir an bile uzatamazsınız.28 “Peki, neden giyecek için kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar ne de iplik eğirirler.29 Fakat emin olun, zenginliği dillere destan olan Kral Süleyman bile bu çiçekler kadar güzel giyinmemişti.30 Ey kıt imanlılar! Allah bugün var olup yarın ateşe atılacak otları bu kadar güzel giydirirse, sizi de giydireceği daha kesin değil mi?31 “Velhasıl ‘Ne yiyeceğiz?’, ‘Ne içeceğiz?’, ‘Ne giyeceğiz?’ diye kaygılanmayın.32 Allah’ı tanımayanlar hep böyle şeyleri düşünüp dururlar. Fakat semavî Babanız bunlara muhtaç olduğunuzu bilir.33 Siz Allah’ın Hükümranlığı’na ve hak yoluna öncelik verin. O zaman diğer her şey size verilecektir.34 O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının derdi yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter. Matthew 71 “Başkalarına hükmetmeyin ki Allah da size hükmetmesin.2 Başkalarına nasıl hükmederseniz, Allah da size öyle hükmedecektir. Başkalarına hangi ölçekle verirseniz, Allah da size aynı ölçekle verecektir.3 “Başkasının gözündeki kıymığı görürsün, fakat kendi gözündeki merteği fark etmezsin.4 Nasıl olur da başkasına, ‘Dur, gözündeki kıymığı çıkarayım’ dersin? Sen önce kendine bak! Gözündeki mertek hâlâ duruyor.5 Ey ikiyüzlü, önce kendi gözündeki merteği çıkar. O zaman başkasının gözündeki kıymığı çıkarmak için daha iyi görürsün.6 “Mukaddes olanı köpeklere vermeyin. Dönüp sizi parçalarlar. İncilerinizi domuzların önüne atmayın. Onları ayaklarıyla çiğnerler.7 “Dileyin alacaksınız. Arayın bulacaksınız. Kapıyı çalın, açılacaktır.8 Dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır.9 “Oğlun senden ekmek isterse ona taş verir misin?10 Ya da balık isterse ona yılan verir misin? Elbette ki hayır!11 Kötü kalpli olan sizler çocuklarınıza güzel hediyeler vermeyi biliyorsunuz. O halde semavî Babanız da kendisinden dileyenlere mutlaka güzel şeyler verecektir.12 “Kendiniz için ne yapılmasını isterseniz başkaları için de onu yapın. Tevrat’ın ve peygamberlerin emrettiklerinin özeti budur.13 “Ebedî hayata götüren kapı dardır; bu kapıdan girin. Çünkü helâka götüren kapı geniştir, yol da enlidir. Birçok insan o yoldan gider.14 Fakat hayata götüren kapı dardır. Yol da zahmetlidir. Çok az kişi bu yolu bulur.15 “Sahte peygamberlerden sakının. Size kuzu postunda yaklaşırlar. Fakat özde gözü dönmüş kurtlardır.16 Bu gibi insanları amellerinden tanıyacaksınız. Çalılardan üzüm, devedikenlerinden incir toplanır mı?17 Aynı şekilde iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç kötü meyve verir.18 İyi ağaç kötü meyve vermediği gibi, kötü ağaç da iyi meyve vermez.19 İyi meyve vermeyen her ağaç kesilir ve ateşe atılır.20 Aynı şekilde sahte peygamberleri de amellerinden tanıyacaksınız.21 “Beni, ‘Efendimiz, Efendimiz’ diye çağıran herkes Allah’ın Hükümranlığı’na girmeyecek. Yalnızca semavî Babam’ın isteğini yapanlar girecektir.22 Hesap gününde birçokları bana şöyle diyecek: ‘Efendimiz, Efendimiz, biz senin isminle peygamberlik etmedik mi? Senin isminle cinleri kovmadık mı? Senin isminle birçok mucize yapmadık mı?’23 O zaman ben de onlara açıkça diyeceğim ki, ‘Defolun, ey zalimler! Sizi hiç tanımadım.’”24 “Söylediklerimi dinleyen ve bunları hayatına tatbik eden kişi, evini kaya üzerine yapan akıllı adama benzer.25 Yağmur yağar, seller akar, fırtına kopar ve eve saldırır; fakat ev yıkılmaz, çünkü kaya üstüne kurulmuştur.26 “Söylediklerimi dinleyen, fakat bunları hayatına tatbik etmeyen kişi, evini kum üzerine yapan akılsız adama benzer.27 Yağmur yağar, seller akar, fırtına kopar ve eve saldırır. Ev korkunç şekilde yıkılır.”28 İsa konuşmasını böyle bitirdi. Halk O’nun vaazına şaşıp kaldı.29 Çünkü onlara din âlimleri gibi değil, yetki sahibi biri gibi vazediyordu. | |








